Vulva kanseri, kadın dış genital bölgesini oluşturan dokulardan gelişen nadir bir jinekolojik kanserdir. En sık skuamöz hücreli karsinom görülür; daha nadir olarak melanom ve başka histolojik tipler de ortaya çıkabilir. Hastalık nadir olsa da, geçmeyen kaşıntı, yara, renk değişikliği, kitle veya kanama gibi belirtiler olduğunda erken biyopsi ile tanı şansı artar. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Vulva kanseri çoğu zaman tek bir belirtiyle değil, uzun süredir geçmeyen ve giderek dikkat çeken bir bölgesel sorunla kendini gösterir. Bazı kişilerde kronik kaşıntı ya da tahriş olarak başlar; bazı kişilerde ise siğile, yaraya veya kabarık bir lezyona benzeyen görünüm vardır. Sorunun mantar ya da basit tahriş sanılarak uzun süre ertelenmesi tanıyı geciktirebilir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Belirtiler nelerdir?
En sık bildirilen belirtiler arasında vulvada kaşıntı, ağrı, yanma, hassasiyet, ele gelen kitle, renk değişikliği, geçmeyen yara ve ilişki sonrası ya da kendiliğinden kanama yer alır. İleri evrede kasık lenf bezlerinde büyüme, otururken rahatsızlık ve idrar yaparken ağrı da görülebilir. Ancak erken evrede belirtiler daha silik olabilir; bu nedenle birkaç haftadan uzun süren yeni lezyonlar önemsenmelidir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Vulvada uzun süren kaşıntı her zaman kanser anlamına gelmez. Mantar enfeksiyonu, egzama, liken sklerozus, vulvar intraepitelyal neoplazi ve başka dermatolojik durumlar da benzer yakınmalar yapabilir. Fakat yaş ilerledikçe ve lezyon tek bir odakta ısrarcı hale geldikçe biyopsi eşiği düşer. “Krem sürdüm geçti gibi oldu ama sonra tekrar çıktı” öyküsü, özellikle değerlendirmeyi geciktirmemek için ciddiye alınmalıdır. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Risk faktörleri ve nedenleri
Vulva kanseri için iki ana biyolojik yolaktan söz edilir. Bir grup, yüksek riskli HPV enfeksiyonu ile ilişkilidir ve daha genç yaşlarda görülebilir. Diğer grup ise daha ileri yaşta, liken sklerozus ve diferansiye vulvar intraepitelyal neoplazi gibi zeminlerde ortaya çıkabilir. Sigara, bağışıklık baskılanması ve bazı kronik vulvar dermatozlar riski artırabilir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
WHO, HPV’nin bir dizi anogenital kanserle ilişkili olduğunu vurgular. Her vulva kanseri HPV’ye bağlı değildir; fakat özellikle HPV ile ilişkili alt grupta korunma, aşılama ve servikal tarama kültürünün güçlenmesi kadın sağlığı açısından geniş bir koruyucu çerçeve sunar. Buna karşılık HPV negatif olguların da olabildiği unutulmamalıdır; bu nedenle aşı olmuş olmak, vulvada yeni lezyonları tümüyle önemsiz hale getirmez. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Tanı ve evreleme nasıl yapılır?
Kesin tanı biyopsi ile konur. Muayenede şüpheli görülen alanın örneklenmesi, hem kanser olup olmadığını hem de tümörün tipini anlamak için gereklidir. Tanı doğrulandıktan sonra tümörün boyutu, komşu dokulara yayılımı ve kasık lenf düğümlerinin durumu değerlendirilir. Gerekirse görüntüleme yöntemleri kullanılır. Erken evrede sınırlı lezyonlar ile ileri evrede nodal yayılım gösteren hastalıkların tedavi planı önemli ölçüde farklıdır. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Cerrahi planlamada son yıllarda daha seçici yaklaşımlar öne çıkmıştır. Uygun olgularda sentinel lenf nodu değerlendirmesiyle gereksiz geniş cerrahi ve lenfödem riskini azaltma hedeflenebilir. Bununla birlikte her hasta bu yaklaşım için uygun değildir; tümör boyutu, yerleşimi ve diğer risk özellikleri dikkate alınır. Jinekolojik onkoloji ekibi tarafından planlanan tedavi, hem onkolojik kontrolü hem de işlevsel sonuçları dengelemeyi amaçlar. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Tedavi seçenekleri nelerdir?
Tedavinin temelini çoğu hastada cerrahi oluşturur. Lezyonun genişliğine göre lokal eksizyon, parsiyel vulvektomi veya daha kapsamlı cerrahi uygulanabilir. Kasık lenf düğümü değerlendirmesi çoğu olguda önemlidir. Evreye ve patoloji sonucuna göre radyoterapi, kemoradyoterapi, seçilmiş durumlarda hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi seçenekleri de gündeme gelebilir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Tedavi yalnızca kanseri çıkarmaktan ibaret değildir. Cerrahi sonrası yara bakımı, ağrı kontrolü, cinsel sağlık, psikososyal destek ve lenfödem izlemi de bakımın parçasıdır. Nüks riski nedeniyle düzenli takip gerekir. Erken evrede yakalanan hastalıkta tedavi başarısı daha yüksektir; bu nedenle küçük ama inatçı lezyonların erken değerlendirilmesi tedavinin kapsamını bile azaltabilir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Ne zaman doktora başvurulmalı?
Vulvada dört haftadan uzun süren kaşıntı, geçmeyen yara, kitle, renk değişikliği, kanama, kötü kokulu akıntı veya açıklanamayan ağrı varsa jinekolojik değerlendirme gerekir. Özellikle menopoz sonrası dönemde yeni ortaya çıkan lezyonlar, liken sklerozus öyküsü bulunanlar ve HPV ile ilişkili hastalık geçmişi olanlar değerlendirmeyi ertelememelidir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Sonuç olarak vulva kanseri nadir ama erken fark edildiğinde daha sınırlı tedaviyle yönetilebilen bir hastalıktır. Uzun süren vulvar yakınmaları “normal tahriş” diye kabul etmek yerine, şüpheli lezyonda biyopsi yapılmasını istemek çoğu zaman doğru adımdır. Kişisel risk ve tedavi planı için jinekoloji veya jinekolojik onkoloji uzmanı değerlendirmesi önemlidir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Takip ve yaşam kalitesi
Vulva kanseri tedavisi sonrasında takip yalnızca nüks aramak için yapılmaz; aynı zamanda yara iyileşmesi, kasık bölgesinde lenfödem gelişimi, cinsel işlev, idrar yapma konforu ve beden algısı gibi başlıklar da gözden geçirilir. Özellikle daha geniş cerrahi geçiren kişilerde fiziksel iyileşme ile duygusal uyum her zaman aynı hızda ilerlemez. Bu nedenle kontrol randevuları, hastalığın kendisi kadar tedavinin etkilerini yönetmek için de önemlidir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Vulvada kalıcı ağrı, his değişikliği veya cinsel ilişkide zorlanma yaşayan kişiler için destekleyici yaklaşım planlanabilir. Lenf nodu diseksiyonu yapılan hastalarda bacak şişliği ve hareket kısıtlılığı açısından farkındalık gerekir. Ayrıca kanser sonrası dönemde yeni ya da değişen vulvar lezyonların erken bildirilmesi, olası nükslerin gecikmeden değerlendirilmesini sağlar. Kişisel takip aralıkları, tümörün evresi ve uygulanan tedaviye göre belirlenmelidir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Koruyucu yaklaşım açısından HPV aşısı ve sigaradan uzak durma gibi genel kadın sağlığı önlemleri önem taşır. Bunun yanında liken sklerozus gibi kronik vulvar dermatozu olan kişilerde düzenli takip, uzun süren kaşıntının hafife alınmaması ve yeni lezyonda biyopsi eşiğinin düşük tutulması erken tanıya katkı sağlayabilir. Her bireyin korunma ve takip planı kişisel risklerine göre şekillendirilmelidir. [1][2][3][4][5][6][7][8]
Sık Sorulan Sorular
Vulva kanseri en sık hangi belirtiyi yapar?
En sık görülen yakınmalar arasında geçmeyen kaşıntı, yara, kitle, ağrı ve kanama bulunur.
Vulvadaki her yara kanser midir?
Hayır. Enfeksiyonlar, dermatolojik hastalıklar ve prekanseröz lezyonlar da benzer görünebilir. Ancak geçmeyen lezyonlarda biyopsi gerekir.
HPV vulva kanserine neden olabilir mi?
Evet, bazı vulva kanseri tipleri yüksek riskli HPV ile ilişkilidir. Ancak her vulva kanseri HPV kaynaklı değildir.
Tedavide ameliyat şart mı?
Birçok hastada temel tedavi cerrahidir; ancak evreye göre radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi de kullanılabilir.
Vulva kanseri erken yakalanırsa şans artar mı?
Evet. Erken tanı, daha sınırlı tedavi ve daha iyi sonuçlarla ilişkilidir.





