Popliteal arter sıkışma sendromu, diz arkasındaki popliteal arterin çevre kas ve tendon yapıları tarafından sıkıştırılmasıyla gelişen nadir bir damar sorunudur. Özellikle genç ve aktif kişilerde egzersiz sırasında baldır ağrısı yapmasıyla dikkat çeker. [1][2][3][4][5]
Bu sendromda temel sorun, dizin arkasından geçen atardamarın anatomik olarak yanlış konumlanmış veya hacimli kas-tendon yapıları arasında basıya uğramasıdır. Sonuçta egzersiz sırasında kasların kan ihtiyacı arttığında damar yeterince genişleyemez ve baldırda ağrı, kramp ya da gerginlik hissi oluşur. Tablo çoğu zaman aterosklerozla ilgili değildir; bu nedenle genç bir sporcuda damar hastalığı düşünülmemesi tanıyı geciktirebilir. Erken fark edilmediğinde tekrarlayan bası damar duvarında hasar, daralma, pıhtı veya anevrizma gibi ikincil sorunlara yol açabilir. [1][2][3][4][5]
En sık belirti, koşu, tempolu yürüyüş, merdiven çıkma ya da bisiklet gibi aktivitelerle ortaya çıkan baldır ağrısıdır. Şikâyet dinlenince azalır, bu nedenle başlangıçta kas zorlanması sanılabilir. Bazı hastalarda ayakta soğukluk, uyuşma, karıncalanma, ayak tabanında yanma veya egzersiz sırasında ayağın renginde soluklaşma görülebilir. Eğer popliteal ven de etkilenirse bacakta şişlik hissi eklenebilir. Tek taraflı olabileceği gibi iki tarafta da bulunabilir. Ağrının belli bir egzersiz düzeyinde tekrar etmesi ve spora ara verince azalması klinik açıdan dikkat çekicidir. [1][2][3][4][5]
PAES özellikle genç sporcularda kronik efor ilişkili bacak ağrısının ayırıcı tanısında önemlidir. Çünkü benzer yakınmalar kronik kompartman sendromu, sinir sıkışmaları, stres kırıkları, bel kaynaklı ağrı ya da kas-tendon yaralanmalarında da görülür. Bu nedenle yalnızca “baldırım çekti” ifadesiyle değerlendirmek doğru değildir. Fizik muayenede ayak nabızlarının belirli ayak hareketleri sırasında zayıflaması ipucu verebilir; ancak bu bulgu tek başına tanı koydurmaz. Anlamlı olan, egzersizle tekrarlayan tabloyu damar basısı açısından düşünmek ve uygun görüntülemeyi istemektir. [1][2][3][4][5]
Tanı sürecinde Doppler ultrasonografi sıklıkla ilk adımdır. Bazen ayak belli pozisyonlara getirilirken ya da egzersiz sonrasında damar akımının nasıl değiştiği değerlendirilir. BT anjiyografi veya MR anjiyografi damarın sıkıştığı bölgeyi ve çevre anatomiyi göstermede yararlı olabilir. Bazı merkezlerde kateter anjiyografi de kullanılır. Tanı koyarken yalnızca daralmayı görmek yetmez; bunun gerçekten anatomik bası nedeniyle olup olmadığını ve damar duvarında kalıcı hasar gelişip gelişmediğini anlamak gerekir. Tedavi planı bu ayrıntılara göre değişir. [1][2][3][4][5]
Tedavinin temelini, damarı sıkıştıran yapının cerrahi olarak serbestleştirilmesi oluşturur. Özellikle semptomları günlük yaşamı veya sporu etkileyen kişilerde cerrahi, sorunun kalıcı çözümü olarak değerlendirilir. Eğer damar uzun süre baskı altında kaldığı için daralma, anevrizma ya da tıkanıklık gelişmişse yalnızca serbestleştirme yetmeyebilir; damar onarımı veya bypass gerekebilir. Cerrahi planlama hastanın anatomisine göre kişiselleştirilir. Basit ağrı kesiciler ya da geçici istirahat, anatomik basıyı ortadan kaldırmadığı için kalıcı tedavi yerine geçmez. [1][2][3][4][5]
Ameliyat sonrası iyileşme süresi yapılan işlemin kapsamına göre değişir. Damar duvarında hasar yoksa ve erken dönemde müdahale edilmişse sonuçlar genellikle yüz güldürücüdür. Bununla birlikte spora dönüş zamanlaması, yara iyileşmesi ve damar akımının yeniden değerlendirilmesi uzman takibi gerektirir. Kişi ağrı geçer geçmez yoğun antrenmana dönmemelidir. Özellikle profesyonel sporcularda rehabilitasyon planı, hem kas gücünü hem de damarsal güvenliği gözeten kademeli bir yaklaşımla ilerlemelidir. [1][2][3][4][5]
Ne zaman acil yardım gerekir sorusu da nettir. Baldırda ani ve şiddetli ağrı, ayağın soğuması, soluklaşması, uyuşmanın hızla artması veya nabzın alınamaması akut damar tıkanıklığını düşündürebilir. Bu durumda beklemek uygun değildir. Çünkü uzayan kan akımı bozukluğu doku hasarına yol açabilir. Egzersizle gelen kronik ağrı genellikle acil değildir; ancak yeni ve sürekli hale gelen, istirahatle düzelmeyen ağrı tabloyu değiştirebilir. Özellikle daha önce PAES tanısı almış bir kişide belirtilerin aniden farklılaşması yeniden değerlendirme gerektirir. [1][2][3][4][5]
Popliteal arter sıkışma sendromu nadir görüldüğü için tanı gecikmesi yaşayabilir; fakat doğru kişide akla geldiğinde tedavi edilebilir bir durumdur. Genç yaş, aktif yaşam, egzersizle tekrarlayan baldır ağrısı ve dinlenmeyle rahatlama bu sendromu düşündüren bir kombinasyondur. Sorun çoğu zaman damar sertliği değil, anatomik basıdır. Bu nedenle özellikle sürekli aynı bacakta egzersiz ağrısı yaşayan ve rutin ortopedik yaklaşımlarla düzelmeyen kişilerde damar değerlendirmesi önemli bir adımdır. [1][2][3][4][5]
Tanı geciktiğinde hastalar aylar hatta yıllar boyunca ortopedik ya da kas kaynaklı tedaviler alabilir. Oysa aynı egzersiz düzeyinde tekrar eden tek taraflı baldır ağrısı ve dinlenme ile rahatlama, özellikle genç yaşta damarsal bir nedeni düşündürmelidir. Bu durum, hastanın sorunu abarttığı anlamına gelmez; nadir hastalıklar rutin değerlendirmede kolay atlanabilir. İkinci görüş ihtiyacı bazen bu nedenle doğar. Özellikle profesyonel sporcularda performans düşüşü, yalnızca kondisyon kaybı olarak yorumlanmamalıdır. [1][2][3][4][5]
PAES sonrası uzun vadeli beklenti çoğu kişide iyidir; ancak bunun için doğru tanı ve uygun zamanlama önemlidir. Erken dönemde damar hasarı oluşmadan yapılan tedaviler genellikle daha basit olur. Buna karşılık tekrarlayan bası sonrası gelişen darlık veya pıhtı, tedaviyi karmaşıklaştırabilir. Bu nedenle kişi egzersizle gelen ağrıyı sürekli zorlayarak ‘açmaya’ çalışmamalıdır. Özellikle bir bacak diğerine göre belirgin farklı tepki veriyorsa damar değerlendirmesi geciktirilmemelidir. [1][2][3][4][5]
Tanı konduktan sonra en önemli kazanım, hastanın yaşadığı ağrının anlaşılmasıdır. Uzun süredir tekrarlayan ama açıklanamayan bir semptomun adını koymak, tedaviye uyumu da artırır. Cerrahi sonrası beklentilerin gerçekçi konuşulması, özellikle rekabetçi spor yapan bireylerde önemlidir. Amaç yalnızca ağrıyı susturmak değil, damarı kalıcı hasardan korumaktır. Erken dönemde yakalanan olgular bu açıdan avantajlıdır. Bu nedenle egzersize bağlı tek taraflı baldır ağrısı yaşayan gençlerde PAES, nadir olsa da akılda tutulması gereken bir tanıdır. Erken başvuru bu nedenle değerlidir. [1][2][3][4][5]
Kısa ve güvenli yönlendirme: Ani kötüleşen belirtiler, yüksek ateş, şiddetli ağrı, bayılma, nefes darlığı, hızla artan fonksiyon kaybı veya yeni alarm bulguları varsa gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir. Bu içerik genel bilgilendirme içindir; kişisel tanı ve tedavi planı için uzman değerlendirmesi önemlidir.
SSS
PAES kimlerde görülür? En sık genç, aktif ve özellikle koşu gibi sporlarla uğraşan kişilerde düşünülür. Ancak sporcu olmayan kişilerde de görülebilir.
Bu durum kramp mı yoksa damar hastalığı mı? Yakınma kramp gibi hissedilebilir; fakat altta yatan sorun diz arkasındaki atardamarın mekanik basıya uğramasıdır.
İlaçla düzelir mi? Ağrıyı geçici olarak azaltan önlemler olabilir, ancak anatomik bası devam ediyorsa kalıcı çözüm çoğu zaman cerrahidir.
Tanı için hangi testler kullanılır? Doppler ultrasonografi, BT anjiyografi ve MR anjiyografi en sık kullanılan yöntemlerdir. Bazı testlerde ayağın pozisyonu değiştirilerek akım değerlendirilir.
Ne zaman acil olur? Ayağın aniden soğuması, soluklaşması, uyuşmanın artması veya şiddetli sürekli ağrı gelişmesi acil damar değerlendirmesi gerektirir.





