Patent foramen ovale, kalbin üst odacıkları arasındaki doğum öncesi açıklığın doğumdan sonra tam kapanmaması durumudur. Çoğu kişide belirti vermez ve tesadüfen saptanır; ancak bazı hastalarda özellikle nedeni açıklanamayan inme gibi durumlarla ilişkisi nedeniyle daha ayrıntılı değerlendirme gerekir. [1][2][3][4][5]
PFO nedir ve ne kadar önemlidir?
Anne karnında fetüsün dolaşımında gerekli olan foramen ovale adlı açıklık, doğumdan sonra akciğerler devreye girince çoğu kişide kapanır. Bu kapanma tam olmazsa PFO kalır. PFO teknik olarak yapısal bir açıklık olsa da, her PFO hastalık yaratmaz. Toplumda oldukça yaygın olabilir ve çoğu kişi yaşamı boyunca bunu fark etmeden yaşar. Klinik önem, açıklığın ne kadar şant yaptığına ve kişinin geçirdiği olaylara göre değerlendirilir. [1][2][3][4][5]
En çok tartışılan konu, PFO ile nedeni açıklanamayan iskemik inme arasındaki ilişkidir. Bazı durumlarda toplardamardan gelen küçük pıhtılar akciğerde filtrelenmeden bu açıklıktan geçip beyne ulaşabilir. Buna paradoks emboli denir. Ancak PFO saptanmış olması, inmenin kesin nedeninin bu olduğu anlamına gelmez. Değerlendirme nöroloji ve kardiyoloji tarafından birlikte yapılmalıdır. [1][2][3][4][5]
Belirtiler var mı?
PFO’nun çoğu kişide belirgin belirtisi yoktur. Bu nedenle çoğu zaman başka nedenle yapılan ekokardiyografi veya inme araştırması sırasında tesadüfen fark edilir. Nadir olarak sağdan sola şant belirginse kan oksijen düzeyinde düşme, eforla nefes darlığı veya bazı özel durumlarda migren benzeri yakınmalar tartışılabilir. Ancak bu belirtiler çok özgül değildir ve tek başına PFO tanısı koydurmaz. [1][2][3][4][5]
Kişi için önemli olan belirti çoğu zaman PFO’nun kendisinden çok, yol açabileceği düşünülen olaylardır. Özellikle nedeni açıklanamayan inme, geçici iskemik atak veya dalış sonrası dekompresyon hastalığı gibi özel durumlarda PFO araştırılır. Göğüs ağrısı, çarpıntı veya genel halsizlik gibi yakınmalar daha sık başka nedenlerle ilişkilidir. Bu nedenle PFO tanısı alan herkesin belirtilerini bu açıklığa bağlamak doğru olmaz. [1][2][3][4][5]
Tanı nasıl konur?
PFO tanısında transtorasik ekokardiyografi ilk basamak olabilir; ancak transözofageal ekokardiyografi ve kabarcık testi daha ayrıntılı bilgi sağlayabilir. Bazı merkezlerde transkraniyal Doppler de sağdan sola şant varlığını değerlendirmede kullanılır. Hangi testin seçileceği, PFO’nun hangi klinik nedenle araştırıldığına göre değişir. İnme sonrası değerlendirmede kalbin başka pıhtı kaynakları ve ritim bozuklukları da araştırılır. [1][2][3][4][5]
Tanı konduktan sonra asıl soru, bu bulgunun klinik olarak anlamlı olup olmadığıdır. Küçük ve tesadüfi PFO ile inme arasında ilişki kurmak her zaman mümkün değildir. Yaş, başka damar risk faktörleri, eşlik eden atriyal septal anevrizma varlığı ve inmenin tipi karar sürecini etkiler. Bu nedenle “kalpte delik var, hemen kapatılmalı” yaklaşımı her hasta için doğru değildir. [1][2][3][4][5]
Tedavi gerekir mi?
Belirti vermeyen ve tesadüfen saptanan birçok PFO için özel bir işlem gerekmez. Tedavi kararı en çok daha önce nedeni açıklanamayan inme geçiren seçilmiş hastalarda gündeme gelir. Bu durumda ilaç tedavisi ve bazı uygun olgularda kateter yoluyla cihaz kapatma seçenekleri değerlendirilir. Kapatma işlemi, herkes için değil; yarar görme olasılığı yüksek seçilmiş hasta grubunda düşünülür. [1][2][3][4][5]
Kateterle kapatma kasık damarından girilerek yapılan bir girişimdir ve çoğu kez açık ameliyat gerektirmez. Bununla birlikte her girişimde olduğu gibi ritim bozukluğu, damar komplikasyonu veya cihazla ilişkili sorunlar gibi riskler vardır. Bu yüzden karar, inme nedeni, yaş ve ek riskler dikkate alınarak verilmelidir. Ani yüz asimetrisi, konuşma bozukluğu, kol-bacakta güçsüzlük veya görme kaybı gibi inme belirtileri gelişirse acil yardım çağrılmalıdır. [1][2][3][4][5]
Günlük yaşam ve takip
PFO tanısı alan bir kişide günlük yaşam önerileri, neden tanı aldığına göre değişir. İnme öyküsü olanlarda kan sulandırıcı veya antiplatelet tedavi, risk faktörü kontrolü ve nöroloji-kardiyoloji takibi önemli olabilir. Tesadüfi PFO’su olan ve başka sorunu bulunmayan kişilerde ise çoğu zaman yalnızca bilgi ve gerektiğinde takip yeterlidir. Sigara, yüksek tansiyon, diyabet ve hareketsizlik gibi damar risklerinin yönetimi genel kalp-damar sağlığı açısından yine önem taşır. [1][2][3][4][5]
PFO, sık görülen ve çoğu zaman iyi huylu bir bulgudur. Kaygıyı artıran nokta genellikle “kalpte delik” ifadesidir; oysa klinik karar, deliğin varlığından çok etkisine göre verilir. Kişisel risk profiline göre değerlendirme yapılması, gereksiz işlem riskinden kaçınmayı ve gerçekten yarar görebilecek hastaları doğru seçmeyi sağlar. [1][2][3][4][5]
PFO ile yaşamak: hangi durumlar gerçekten önemlidir?
PFO tanısı alan birçok kişi günlük yaşamında herhangi bir kısıtlama olmadan yaşayabilir. Esas mesele, bu bulgunun tesadüfi mi yoksa klinik olarak anlamlı mı olduğunun doğru yorumlanmasıdır. Örneğin daha önce inme geçirmemiş ve başka yakınması olmayan bir kişide PFO’nun tesadüfen saptanması çoğu zaman agresif tedavi gerektirmez. Buna karşılık nedeni açıklanamayan inme sonrası PFO saptandığında, pıhtılaşma eğilimi ve damar risk faktörleri daha ayrıntılı ele alınır. [1][2][3][4][5]
Uzun uçuşlar, hareketsizlik, sigara ve doğum kontrol hapı gibi pıhtı riskini artırabilecek durumlar, bazı hastalarda ayrıca konuşulabilir. Ancak burada amaç kaygı yaratmak değil, kişisel riski doğru yönetmektir. Bacakta ani şişlik ve ağrı, nefes darlığı veya inme belirtileri varsa acil değerlendirme gerekir. PFO’su olan kişilerin tüm bu olayları yaşayacağı anlamına gelmez; fakat pıhtı ve emboli açısından uyanık olmak doğru yaklaşımdır. [1][2][3][4][5]
İzlemde dikkat edilmesi gereken ek noktalar
PFO hakkında karar verirken yaş ve damar risk profili özellikle önemlidir. İleri yaşta hipertansiyon, diyabet, atriyal fibrilasyon veya damar sertliği bulunan bir kişide inmenin nedeni PFO’dan çok bu faktörlerle ilişkili olabilir. Bu yüzden PFO saptanması bazen dikkat dağıtıcı bir bulgu hâline gelebilir. En doğru yaklaşım, açıklığın varlığını tek başına merkeze almak yerine, tüm inme değerlendirmesini bütüncül biçimde yorumlamaktır. [1][2][3][4][5]
Ek klinik notlar
Bir PFO’nun saptanması, kişinin gelecekte kesin olarak inme geçireceği anlamına gelmez. Bu bilgi özellikle kaygıyı azaltmak açısından önemlidir. Doktor değerlendirmesi sonrası işlem önerilmeyen kişilerde bu karar “önemsizsiniz” anlamına değil, yarar-zarar dengesinde işlemin gerekli görülmediğine işaret eder. Düzenli takip önerildiyse buna uymak, damar sağlığını korumak ve yeni nörolojik belirti gelişirse hızla başvurmak en güvenli yaklaşımdır. [1][2][3][4][5]
Bu içerik tanı yerine geçmez; özellikle hızlı kötüleşen, işlev kaybı yaratan veya alarm bulguları içeren durumlarda kişisel uzman değerlendirmesi geciktirilmemelidir. [1][2][3][4][5]
SSS
PFO kalpte delik midir? Teknik olarak kalbin üst odacıkları arasındaki flap benzeri açıklığın tam kapanmamasıdır. Ancak bu durum her zaman ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez.
PFO herkeste tedavi gerektirir mi? Hayır. Belirti vermeyen ve tesadüfen saptanan birçok PFO’da işlem gerekmez. Tedavi kararı seçilmiş hastalarda verilir.
PFO inmeye neden olabilir mi? Bazı kişilerde PFO, paradoks emboli yoluyla nedeni açıklanamayan inmeyle ilişkili olabilir. Ancak her inme PFO’dan kaynaklanmaz.
PFO kapatma ameliyat mıdır? Çoğu zaman kasık damarından girilerek kateterle yapılan girişimsel bir işlemdir; açık kalp ameliyatı genellikle gerekmez.
Ne zaman acil yardım gerekir? Ani konuşma bozukluğu, yüz kayması, kol-bacak güçsüzlüğü, görme kaybı veya şiddetli denge bozukluğu inme belirtisi olabilir ve acil yardım gerektirir.





